Koruyucu Sağlık Hizmetleri Yine Geri Planda Kaldı
Türkiye Sağlık Haftası'nın getirdiği gündem dalgasıyla yeniden tartışmaya açılan veriler, koruyucu sağlık hizmetlerinin hâlâ yeterli bütçe desteğinden yoksun kaldığını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na sunduğu 2026 bütçe report göre, bu alana ayrılan kaynak sadece %27.54 oranında kalırken, kişi başına düşen harcama 4 bin 499 TL seviyesinde sabitlendi.
Bu rakam, tedavi edici hizmetlere ayrılan bütçenin yaklaşık üçte biri kadar. Uzmanlar, bu dengesizliğin uzun vadede hem hasta risk hem de devlet maliyeti açısından tehlikeli sinyaller verdiğini vurguluyor. Göğüs hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Osman Elbek, cost artmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek, sağlığın hastalıktan sonra değil, önce korunması gerektiğini hatırlatıyor.
Kamu güveni ve sürdürülebilir sağlık sistemi için ilk basamakta güçlü bir koruyucu yapı kurmanın kaçınılmaz olduğunu dile getiren Elbek, Türkiye'nin sağlık sisteminin hâlâ hastanelere aşırı bağımlı olduğunu ifade ediyor. Baskı, tedavi merkezli bir yapıda yoğunlaşıyor; bu da gereğinden fazla görüntüleme ve expensive treatments yöntemlerini gündeme taşıyor.
OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinin en yüksek oranda hastane bazlı sunulduğu gerçeği, sistemin yapısında ciddi bir eğrilik olduğunu gösteriyor. Elbek, bu durumun %50'yi aşan hizmetlerin hastanelerde verilmesiyle perçinlendiğini belirtiyor. Bu tür bir yapı, early intervention önünü tıkıyor ve kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açıyor.
Uzmanın vurguladığı gibi, gerçek bir değişim için politikaların tedavi yerine prevention odaklı yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, hem bireyler hem de sistem giderek artan bir financial burden altında kalacak. Koruyucu hekimlik, yalnızca bir harcama değil, geleceğe yapılan bir investment olarak görülmeli.
Birinci basamakta çalışan bir hekim olarak her gün bunun bedelini ödüyoruz. Önleme yok, hasta hasta hasta… Sonra ‘neden maliyetler arttı?’ diye soruyoruz.
4 bin 500 TL kişi başı mı? Bu para bir private hospital özel hastanede tek bir röntgen için bile yetmez. Devlet bu parayı nasıl harcıyor acaba?
2026'da %27.54'ü düşük görüyorsanız, 2019'da %22 olduğunu unutmayın. İlerleme var ama yeterli mi? Tartışılır.
Hastane merkezli sistem, eczacıları da pasif hâle getiriyor. Biz de early detection erken teşhis ve bilinçlendirmede rol alabiliriz ama alan daralıyor.
Çocuğumun düzenli aşılarını takip etmek için belediyenin mobile clinic gezici kliniğine gitmek zorunda kalıyorum. Neden her mahallede sabit bir birim yok?
OECD verileri gerçekten endişe verici. Tedavi maliyeti, önleyici harcamaların 3 katı. Bu döngüyü kırmanınsız sürdürülebilir bir sistem olmaz.