Sıradanlaşma | Fatih Altaylı
Mansur Yavaş'ın "Artık seyredemeyiz" dediği olaylar, günden güne daha da routine bir hâl aldı. CHP'li belediyelere yapılan operation , eskiden büyük başlık olurken, şimdi sabah haberlerinde gözden kaçıyor. Dün Ataşehir Belediyesi'ne yapılan raid , birçok medya kuruluşunda small kutularla yer buldu. Belediye başkanının detention , neredeyse news bile sayılmaz hâle geldi.
Bu normalleşme, sadece iktidarın değil, toplumun da indifference olduğunu gösteriyor. AK Parti çevrelerinde "Yarın sıra kimde?" diye konuşuluyor. Hatta betting gibi bir oyun oluştu. Kimin trial yaklaştığını, o belediyeye ait oranlardan anlayacağız. Bu durum, iddiaların bile weaken yol açıyor. Çünkü seçim anketlerinde bile public , bunun siyasi bir pressure olduğunu düşünüyor.
En çarpıcı nokta ise, iddianamelerde suç ortağı olarak geçen itirafçı Aziz İhsan Aktaş'ın serbest dolaşması. Malları iade edildi, hesaplarındaki block kaldırıldı. Etkin pişmanlık yasasına rağmen cezası kalkmadı ama bu kimseyi concern ettirmiyor. Bu, iktidarın kendi kurallarını bile ignore ettiğinin açık bir işareti. Aynı attitude , Cumhurbaşkanı'nın butlan kararını alırken de gösterebileceğini düşündürüyor.
Öte yandan, muhalefet sadece CHP değil. İYİ Parti, MHP, Saadet gibi partiler de oy toplama yarışında. Ama hepsi, iktidar partisinden çok CHP'yi target alıyor. Oysa AK Parti'ye geçebilecek voter kitlesi, CHP'den alabileceklerinden çok daha büyük. Bu partiler, kendi base seslenmek yerine, CHP'ye saldırmaya devam ediyor. Bu da onların strategy bir çıkmazda olduğunu gösteriyor.
Bu arada çocuklara gelince... Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün oğlunun bir çikolata franchise alması, bazı kesimleri rahatsız etti. Ama çocuk, babasının political gücünü kullanmadan, yasal bir iş kurdu. Şirketin toplam revenue , Türkiye'deki küçük ihalelerin bile altında. Eğer bu girişim, babasının nüfuzuyla sağlanmış olsaydı, eleştiri haklı olurdu. Ama burada bir effort var. Ve bu çabayı, siyasetçilerin çocuklarına yönelik bias ile değerlendirmek doğru değil.
Sonuçta, hem iktidar hem muhalefet hem toplum, bir tür kabul durumuna geldi. Operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar artık shock etkisi yaratmıyor. Ama bu kabul, bir gün sandıkta consequence doğurabilir. CHP, bu sarmalı kırabilecek mi? Yoksa hep birlikte wait mi devam edeceğiz?
Bu kadar operation operasyon sonrası hâlâ 'rastlantı' diyenler var. Gerçekten mi? Her hafta bir başkan gözaltına alınıyor, hep CHP'li. Bu bir pattern kalıp, değil mi?
İtirafçı serbest, malları geri verildi ama CHP'li başkanlar hâlâ cezaevinde. Bu adalet mi? Yoksa bir iktidar standardı mı bu?
Çocukların iş kurması güzel tabii ama babalarının siyasi influence etkisi olmadan mı olur hiç? Ben inanmıyorum. Bu franchise alımı, çok masum görünüyor ama...
İYİ Parti, Saadet, Yeniden Refah... Hepsi CHP'yi suçluyor ama kendi voter seçmen kaybını nasıl telafi edecekler? Strateji yok, sadece tepki var.
Bahis gibi konuşulması en çok korkuttu beni. 'Yarın sıra kimde?' diye konuşmak, demokrasiyle compatible uyumlu mu? Bu bir threat tehdit kültürü.
Mansur Yavaş haklı. Seyretmek yetmez. Ama başka ne yapabilir ki? Miting mi? O da yeni bir detention gözaltı getiriyor. Çıkmaz gerçekten.