ABD-İran Müzakereleri Pakistan'da Başladı: Türkiye Neden Rol Alamadı?
ABD ve İran arasında 1979 İslam Devrimi'nden bu yana en üst düzey talks , bugün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da başladı. Bu diplomatic gelişme, 2015 yılında nükleer anlaşmaya varılmasının ardından ilk resmi yüz yüze temas olma özelliğini taşıyor. international toplumun büyük interest gösterdiği müzakerelerin başarılı olması, Orta Doğu'daki gerginliğin reduction açısından kritik önem taşıyor.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal, Pakistan'ın bu arabuluculuk sürecindeki başarısını vurgularken, Türkiye'nin benzer bir rol üstlenememesinin ardında dış politikada yaşanan instability olduğunu belirtti. Ünal, Pakistan'ın İsrail'e karşı tutumunun Türkiye'den daha sert olmasına rağmen, bölgesel trust kazanmayı başardığını ifade etti. Bu durum, sadece retorik değil, consistent bir stratejinin sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ünal, Türkiye'nin diplomatik impact azalmasının temel nedenlerinden birinin, dış politika aktörleri arasında tutarsız mesajlar verilmesi olduğunu vurguladı. Örneğin, MİT Başkanı Fidan'ın Çin ve Rusya'da çok kutupluluk vurgusu yapmasının ardından Suriye politikasında farklı bir çizgi izlenmesi, confusion yarattı. Aynı şekilde, İran konusunda hem destekleyici hem eleştirel mesajların aynı anda verilmesi, dış paydaşlarda güvenilirlik sorunu doğurdu.
Uzman, dış politikada "iyi polis-kötü polis" oyununun pek işe yaramadığını, çünkü bu tür bir stratejinin uzun vadede tutarsız görüneceğini söyledi. Pakistan'ın başarısı, net bir hedefe odaklanmasından ve bölgesel güçlerle direct kurduğu diyalogdan kaynaklanıyor. Türkiye'nin ise son dönemdeki adımlarında bu netlik eksik kalıyor. Diplomaside consistency ve iç disiplin, etkili olmanın temel şartı.
Pakistan'ın bu başarısı, Türkiye için bir warning uyarı olmalı. Diplomaside güvenilirlik kaybı, geri dönüşü zor bir süreç.
Aslında soru 'neden Pakistan yaptı?' değil, 'neden biz yapamadık?' olmalı. Dış politikada pressure baskı değil, plan eksik.
Fidan'ın Rusya ziyaretinden hemen sonra Suriye'de Esed'e yönelmesi gerçekten kafa karıştırıcıydı. Aynı anda iki tarafa mı gitmeye çalışıyoruz?
Pakistan'ın İsrail'e karşı tutumu çok açık. Ama kimse onlara 'tutarsız davranıyorsunuz' demiyor. Çünkü diplomasiyi quietly sessizce yapıyorlar, publicly açık platformlarda değil.
Bir ülkenin arabulucu olabilmesi için önce trust güven kazanması gerekir. Türkiye son yıllarda bu puanı kaybediyor, maalesef.
İyi polis-kötü polis oyunu, iç siyaset için olabilir ama dış politikada risk çok yüksek. Herkes bunu görüyor, sadece biz mi hayal kuruyoruz?