Düşmanın Alternatif Planı: İç Fitnenin Zincirlerini Kırmak

Pakistan'ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında ilerleyen bir regional ceasefire süreci var. Ancak bu sürece en çok itiraz eden taraf, doğrudan masada yer almayan İsrail. El-Ahbar gazetesinin genel yayın yönetmeni İbrahim el-Emin'e göre, İsrail artık askeri zafer umudunu kaybettiği için stratejisini değiştirdi. Hizbullah'ı doğrudan yenmek yerine, onun social base hedef alan, iç conflict kışkırtan bir plan başlattı.

Planın temel hedefi, Lübnan'ı mezhepsel ve siyasi hatlar üzerinden içinden çökertmek. El-Emin, düşmanın real goal sadece bir askeri kazanım değil, Hizbullah'a bağlı civil society yapısını zayıflatmak olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda, Washington'daki siyasi lobby gücü ve Lübnan içindeki işbirlikçi siyasetçiler aracılığıyla Hizbullah'ın siyasi etkisinin kırılması planlanıyor.

Ateşkes süreci boyunca İsrail, ABD yönetimi üzerinde yoğun bir pressure kurdu. Lübnan'ın bu anlaşmaya dahil edilmesi planlanırken, İsrail'in lobisi devreye girdi. Sonuçta, ABD başkanı yaptığı açıklamada Lübnan'a atıf yapmaktan kaçındı. Bu durum, Tahran'ı harekete geçirdi ve Pakistan'ın doğrudan Başbakan'ın adıyla bir açıklama yapması sağlandı. Ancak bu açıklama, İsrail'in hemen ret çıkarmasına ve ABD'nin Lübnan'ı kapsadığı yönündeki mesajları geri çekmesine neden oldu.

İçeride ise, Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve Başbakan Nevaf Selam gibi figürler, ABD ile doğrudan iletişim kurma fırsatı gördüler. Aun'un planında, Sünni figürler üzerinden toprak hazırlığı yapıldı. Hükümet oturumlarında, Beyrut'un 'silahsız' hale getirilmesi yani Hizbullah'dan arındırılması kararı gündeme geldi. Bu, yalnızca military defeat değil, toplumsal mühendislik niteliğinde bir adım olarak değerlendirildi.

İsrail ayrıca, sağcı partilere mali ve siyasi support sağlayarak iç tension yaratmayı hedefledi. Suikastlar ve hava saldırıları, doğrudan sivilleri hedef aldı ve Washington'da bile şok etkisi yarattı. Beyaz Saray'ın üzerine eşi görülmemiş bir kasvet çöktü. Trump yönetimi, Netanyahu'yla 'gergin' bir görüşme yaptı. Ancak bu garantiler, İsrail'in özel operasyonlarını kapsamadığını Aun ve Selam sonradan itiraf etti.

Nihayetinde, Lübnan yetkilileri, Pakistanlı arabulucuya Lübnan'ın İsrail ile doğrudan müzakerelere girdiğini ilettiler. Bu, İran'ın müzakerelerine dahil olmak istemediklerini vurguluyordu. ABD ise, İsrail'in askeri operasyonlarını sınırlayacağı ama Hizbullah'ın political power zarar verilmeyeceği yönünde mesajlar verdi. El-Emin, tüm bunların aslında bir iç destabilization planı olduğunu ve Hizbullah'ın bu tür oyunlara asla concession vermeyeceğini belirtiyor.

Tepkiler 6

  • Y
    Yelken

    İç conflict kışkırtmak için dış güçlerin kullandığı yöntemler her zaman aynı. Önce toplum içinde distrust tohumları ekiyorlar.

  • K
    KırmızıIşık

    ABD'nin tutumu çok net: Lübnan'ın barışa ihtiyacı var ama onun yerine political chaos getiriyorlar. Bu bir double standard değil mi?

  • S
    SessizGözlem

    Hükümetin Hizbullah'a karşı hareket etmesi değil, onun civil network hedef alması dikkat çekici. Bu bir toplumsal mühendislik girişimi.

  • D
    Denge

    İsrail askeri olarak zayıflamış olabilir ama influence hâlâ çok güçlü. Lübnan siyasetçilerinin hepsi onun pressure altında hareket ediyor gibi.

  • G
    Gerçekçi

    İçerideki bazı liderler, uluslararası arenada görünme opportunity görüyor. Ama bu, ülkeyi daha da parçalara ayıracak.

  • U
    Umut

    Hizbullah'ın resistance ruhu kolay kırılmaz. Dış manipülasyonlara rağmen, halk desteklerse survival .

Metin gerçeklere dayanır ve İngilizce öğrenimi amacıyla yeniden düzenlenmiştir; okur tepkileri farklı bakış açılarının örnekleridir.

[email protected]