Warken sağlık reformunu savundu
Almanya Sağlık Bakanı Nina Warken, eleştirilerle karşılaşan sağlık reformu planını savundu. Ancak bu plan, muhalefetin yanı sıra coalition ortakları içinde derin tartışmalara neden oluyor. Özellikle family insurance , prim üst sınırı ve yurttaşlık parası alanların sağlık harcamalarının finansmanı konularında görüş birliği yok.
Warken’e göre hazırlanan paket, hem çalışanlar hem de sigortalılar için daha adil bir balance kuruyor. Ancak önerilen değişiklikler arasında bazı yurttaşların artık ücretsiz aile sigortasından yararlanamaması yer alıyor. Bu durumda, prim ödeyen eşin gelirinin %3,5’i kadar ek ödeme gelmesi gündemde. Warken, bu uygulamanın çocuk bakımı yapan ya da caregiver kişilere uygulanmayacağını, böylece sosyal dengenin korunacağını söyledi.
CSU lideri Markus Söder, reformun en azından first step olarak doğru yönde olduğunu belirtti. Ancak Bavyera Başbakanı, özellikle yurttaşlık parası alanların sağlık harcamalarının doğrudan sigorta sistemine yüklenmesine karşı çıkıyor. Warken de burada bir inequity olduğunu kabul ediyor, ama şu anki bütçe imkânlarının bu maliyeti federal düzeyde karşılamaya izin vermediğini ifade ediyor.
Maliye Bakanı Lars Klingbeil ise konuya ilişkin kapıyı tamamen kapatmıyor. Bütçede bir çözüm bulunursa, bu meselede compromise sağlanabileceğini söylüyor. Ancak Klingbeil, mali yükün sadece bir yerden başka yere kaydırılmasının gerçek bir çözüm olmadığını da vurguluyor.
Prim hesaplama üst sınırının tek seferlik 300 avro artırılması önerisi de tartışmalara neden oluyor. Warken, bu değişikliğin yalnızca higher-income çalışanları etkileyeceğini, dolayısıyla sistemin daha adil hâle geleceğini savunuyor. Ancak paketin Meclis’te kabul edilmesi sürecinde daha büyük negotiations bekleniyor.
Aslında, reform sadece sağlık sisteminin finansmanını değil, modern bir sosyal devlette public burden paylaşımının nasıl olması gerektiği sorusunu da gündeme getiriyor. Warken, kabinedeki taslak yalnızca başlangıç olduğunu, asıl tartışmaların Meclis’te yaşanacağını belirtiyor.
Ücretsiz aile sigortasından çıkarmak, orta gelirli aileler üzerinde financial pressure mali baskı yaratmaz mı? Devlet, sosyal korumayı azaltırken vergi gelirleri artıyor.
Warken 'denge' diyor ama işçi sınıfı her zaman faturayı ödüyor. Yüksek gelirli kesimden alınan 300 euro, sistemi kurtarmaz.
CSU'nun first step ilk adım demesi ilginç. Demek ki içlerinden de ciddi direnç var. Bu bir reform değil, kriz yönetimi.
Yurttaşlık parası alanların harcamaları neden sigorta sisteminden karşılanacak? Bu mantık public trust kamu güvenini sarsar.
Adaletsizlik var derken çözüm önermiyorlar. Adaletsizlik kabul ediliyor ama 'bütçe izin vermiyor' deniyor. O halde bütçeyi kim yönetiyor?
Sigorta primlerini kim ödüyorsa, o sistemin sorumluluğunu da taşımalı. Ama caregiver bakım veren kişiler hariç olmalı, bu doğru.
Pazarlık kapısını açık bırakmak iyi, ama bu durumda compromise uzlaşma herkesi orta yerde bırakır, hiçbir sorun çözülmez.
Asıl kavga Meclis’te başlayacakmış. Yani halk bunun faturasını öderken, negotiations pazarlıklar hâlâ devam edecek. Şaşırmadım.