Yağmur Duaşı Bilim Laboratuvarında: Manevi Ritüeller İçin 3 Milyon TL

Bilim kurumu TÜBİTAK, support verdiği projelerle her daim gündemi sallar ama bu kez sınırı biraz daha öteye taşımış gibi görünüyor. İslam tarihindeki rain dualarını inceleyecek bir araştırmaya üç milyon lira funding ayırması, hem bilim çevrelerinde hem de sosyal medyada tartışmaları alevlendirdi. Papaz eriğini imam eriğine dönüştürme projesinin izini sürerken şimdi de manevi pratiğin bilimsel haritasını çıkarmaya koyuldu. Projenin adı bile bir çağrışım: Eko-Teolojik Analiz. Yani doğa, inanç ve toplum üçgeninde dini ritüellerin nasıl bir denge kurduğuna bakacak. Bilim mi, inanç mı? Yoksa ikisinin ortak noktasında bir çözüm mü aranıyor?

Proje, Bursa Uludağ Üniversitesi'nde görevli Doç. Dr. Öznur Özdemir'in liderliğinde, 7. ve 11. centuries arasında kalan erken ve klasik İslam dönemlerini inceleyecek. Bu tarihler içinde toplumsal bir ritual olarak kabul edilen istiska duaları, çevre krizlerine karşı dini bir tepki biçiminde değerlendirilecek. Araştırmacılar, insanın doğayla olan relationship , yaratıcıya yönelik inancın bu ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini ve toplumun ekolojik felaketler karşısında nasıl bir manevi duruş sergilediğini anlamaya çalışacak. Bilimsel bir çerçeve içinde manevi çözümleri tahlil etme iddiası, bazı kesimlerde 'bilimsel metodun sınırları' tartışmasını yeniden alevlendirdi.

TÜBİTAK'ın bu destek söz konusu olduğunda, mali kaynakların kaynağı da merak konusu oldu. 3 milyon lira, '2515 - COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı' kapsamında verildi. Bu program, Avrupa'daki uluslararası cooperation ağlarında yer alan Türk araştırmacıları encourage hedefliyor. Proje başına en fazla üç milyon liralık bütçe ve en fazla üç yıl süren bu destekler, bilimsel collaboration güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak pek çok kişi şu soruyu sormaktan kendini alamıyor: 'Manevi çözümlerle iklim krizine karşı mücadele etmek, bilimsel bir approach mıdır?'

TÜBİTAK'ın kuruluş amacı, pozitif bilimlerde araştırmaları koordine etmek ve bilim kültürünü yaygınlaştırmak. Üniversiteler ile sanayi arasında bridge kurmak da görevleri arasında. Ancak bu tür projeler, kurumun kimliğini sorgulatan anlara dönüşebiliyor. Projenin savunucuları, dini inançların çevre bilincini nasıl şekillendirdiğini anlamak açısından tarihsel bir analysis gerektiğini söylüyor. Eleştirmenler ise kaynakların daha acil çevresel sorunlara harcanması gerektiğini dile getiriyor. Bilim, inanç ve toplumsal beklenti üçgeninde, TÜBİTAK'ın dengede kalıp kalmayacağı ise hâlâ bir question işareti.

Tepkiler 8

  • A
    akiloc

    Eko-teolojik analiz mi? Bu ne, bilim mi dini seminer mi oldu şimdi? confusing bir durum.

  • F
    fikret_hoca

    Tarihsel ritüellerin toplumsal etkisini incelemek bilimsel bir girişim olabilir. Ama 3 milyon lira mı gerektirir? funding çok yüksek geldi.

  • D
    derya_k

    İnsan doğa ilişkisi dini kültürde de işler. Bu araştırmayı küçümsemek yerine, nasıl bir fikir sunduğuna bakmak gerek.

  • G
    gökbilimci

    Yağmur duası yağmuru getirmez ama belki toplumda çevre duygusunu canlandırır. symbolic bir etkisi olabilir.

  • S
    sarp99

    TÜBİTAK'ın bu tür projelere para ayırmak yerine, kuraklıkla mücadelede teknolojiye yatırım yapması gerekmez miydi?

  • T
    tarihkurdu

    7. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar olan dönem zengin kaynaklara sahip. Bu tür bir historical çalışma faydalı olabilir.

  • A
    ayse_8

    Manevi çözümlerle iklim krizi mi çözülür? Gerçekçi olalım artık.

  • U
    umut

    Bilim, her şeyi ölçüp tartamaz. Bazen toplumsal inançlar da bir dayanıklılık hâline gelir. Bu da incelenmeli.

Metin gerçeklere dayanır ve İngilizce öğrenimi amacıyla yeniden düzenlenmiştir; okur tepkileri farklı bakış açılarının örnekleridir.

[email protected]