Kanser tedavisinde büyük sıçrama! Kemoterapi yerine hücre tedavisi
Türkiye, kanser tedavisinde a breakthrough ilan edilen yeni bir döneme girdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun duyurusuyla kamuoyuna yansıyan the treatment , bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında eğitilip kanserli hücrelere karşı yönlendirilmesine dayanıyor. Türk Hematoloji Derneği uzmanları, bu yöntemin, özellikle diğer terapilerin başarısız olduğu blood cancer türlerinde büyük bir hope olduğunu belirtiyor.
Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, cell therapy döneminin başladığını vurgulayarak, CAR-T yönteminin, hastanın kendi T hücrelerinin genetik olarak değiştirilip kansere karşı görevlendirilmesiyle çalıştığını açıkladı. Bu süreçte, hastadan alınan kan hücresine bir virüs aracılığıyla a gene aktarılıyor, ardından bu modified hücreler çoğaltılarak tekrar hastaya veriliyor. Uzmanlara göre, bu yöntem sayesinde bazı kanserlerde sağkalım süresi aylardan yıllara jumped .
Yerli üretim, bu ilerlemenin en kritik yönlerinden biri. Mehtap, self-reliance kapasitesinin, Türkiye'nin sağlıkta dışa bağımlılığını azaltacak ve yüksek maliyetli tedavilerin domestic yapılabilmesini sağlayacağını ifade etti. Şu ana kadar üç merkezde toplam 8 hastaya bu tedavi başarıyla uygulandı. Şu anda dört hastanın üretim süreci devam ederken, üç hastada tedavi planlaması yapıldı. Kısa vadede 15 hastaya ulaşılması hedefleniyor.
Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu, bu tedavilerin sadece lösemi değil, romatizmal hastalıklar ve organ tümörleri gibi başka alanlarda da research konusu olduğunu söyledi. Gelecekte, CAR-T tedavilerinin bireysel değil, off-the-shelf gibi hazır hâle getirilmesiyle maliyetlerin düşeceği ve tedaviye erişimin artacağı öngörülüyor. Bu, public health açısından büyük bir adım olabilir.
Uzmanlar, bağışıklık sisteminin trained bu yeni tedavi yönteminin, kemoterapi yerine geçebilecek potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. Bağışıklık hücrelerinin tümöre karşı directed , tedavinin daha hedefe yönelik olmasını sağlıyor. Bu dönüşüm, yalnızca tıpta değil, aynı zamanda ulusal sağlık strategy bağlamında da büyük bir shift olarak değerlendiriliyor.
8 hasta çok az gibi görünebilir ama bu tedavinin scientific bilimsel süreci oldukça yoğun. Her hasta, bir ilerleme adımı.
Sonunda bir umut. Yakınlarım arasında kanser olan var, bu haber relief rahatlık verdi doğrusu.
Peki bu tedavi her hasta için uygun mu? Yoksa sadece bazı vakalarda mı geçerli?
Şu an 8 hasta, hedef 15. Ama üretim capacity kapasitesi ne zaman artacak? Devlet desteği yeterli mi?
Kemoterapi side effects yan etkileri herkesçe biliniyor. Bunun yerine bağışıklık sistemiyle savaşmak çok daha akıllıca.
Yerli üretim güzel ama kalite kontrol ve uzun vadeli sonuçlar gözetilmeli. Acele etmek değil, planlı ilerlemek gerek.
Bu tür gelişmeler, trust güven kazandırıyor. Bilim ve sağlık politikası doğru yolda gidiyor.