Enerjide fiyat artışı riski var, tedarikte büyük sorun değil!
İran’a yönelik ABD ve İsrail’in başlattığı saldırılar sonrası Hürmüz Boğazı geçişinin tehlikeye girmesiyle birlikte dünya, 1970’lerden bu yana ilk kez küresel bir primary energy kriziyle karşı karşıya kaldı. Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye, doğalgaz ihtiyacının yalnızca %5,33'ünü, petrol ihtiyacının ise %20’sini kendi kaynaklarından karşılıyor. Ancak uzmanlara göre, Türkiye bu krizden supply değil, daha çok price yönünde negative impact .
Körfez bölgesinden taşınan ham petrol ve doğalgaza erişimin azalması, bu kaynaklara bağımlı ülkelerde ciddi disruption yol açtı. Bu gelişmeler üzerine IMF ve Dünya Bankası, Uluslararası Enerji Ajansı ile birlikte küresel bir task force kurdu. Türkiye ise bu süreçte stratejik hamlelerle konumunu reinforcing . 2000’li yıllardan beri yürüttüğü yerli üretim ve yurt dışı arama projelerini yoğunlaştırırken, geçtiğimiz Nisan ayında Somali’ye gönderdiği sondaj gemisiyle küresel bir message verdi.
Türkiye, birincil enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için boru hatları, yenilenebilir enerji yatırımları ve yurt dışı arama anlaşmaları gibi pek çok alanda initiative başlatmış durumda. Özellikle Somali, Sudan ve Doğu Akdeniz’deki projeler, bu çeşitlilik stratejisinin önemli parçaları. Ancak bu adımlar aynı zamanda global risk bölgelerinde de presence anlamına geliyor. Doğu Akdeniz’de İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın yürüttüğü faaliyetler, Türkiye ve KKTC’nin itirazlarına rağmen büyük şirketlerce neredeyse tamamen parsellenmiş durumda.
MAPEG ve EPDK verilerine göre, 2025 sonu itibarıyla Türkiye’de 6,47 milyon ton ham petrol yerli üretim, 31,9 milyon ton ithalat gerçekleşti. Doğalgazda ise yerli üretim 3,2 milyar metreküp, ithalat 57,8 milyar metreküp seviyesindeydi. Yenilenebilir enerjide toplam kurulu güç 76,9 GW’a ulaştı. Özellikle hydroelectric , bu yılın yüksek yağışları sayesinde daha yüksek capacity üretim yapıyor. Ayrıca, Türkiye geçen boru hatlarından elde ettiği gelirlerle dış ticaret dengesine katkı sağlıyor. TANAP, TürkAkım ve MaviAkım gibi hatlardan alınan geçiş ücretleri önemli bir revenue kaynağı haline geldi.
2025 yılında Türkiye, Bulgaristan, Macaristan, Sırbistan ve diğer komşulara toplam 2,28 milyar metreküp doğalgaz ihracatı yaptı. Bu ihracat, iç tüketimin %10,76 arttığı bir dönemde gerçekleşti. Ancak uzmanlar, özellikle spot LNG satışı gibi esnek mekanizmaların artmasının, piyasada price pressure artırabileceğini belirtiyor. Körfez dışından yapılan doğalgaz ve ham petrol ithalatı sayesinde tedarik kesintisi yaşanmamasına rağmen, uluslararası fiyat artışları doğrudan Türkiye ekonomisine yansıyor.
Somali’de başlatılan sondaj faaliyetleri, İsrail’in Somaliland’i tanımasından hemen sonra geldi ve bu hamle jeopolitik bir signal olarak algılandı. Ayrıca Sudan ile yapılan petrol anlaşmaları ve askeri işbirliği, Türkiye'nin bu bölgelerdeki strategic interest net bir şekilde ortaya koyuyor. Doğu Akdeniz ise hem mevcut hem de gelecek dönemde potansiyel çatışma alanlarını barındırıyor. Chevron ve ExxonMobil gibi dev şirketlerin bölgedeki yoğun faaliyetleri, enerji piyasasında uzun vadeli competition ve risk unsurlarını artırıyor.
Tedarik sorunu olmasa da price risk fiyat riski ciddi. Bu durum enflasyonu tetiklerse, merkez bankasının eli kolu bağlanır. Kimse inflation enflasyon gerilemeden faiz düşüşü bekleyemez.
Doğu Akdeniz’deki ruhsatlar tamamen masum değil. Buradaki exploration arama faaliyetleri, Türkiye’nin haklarını hiçe sayan bir power move güç gösterisi. Gerçekten adil değil.
TANAP’tan gelen geçiş ücretleri yıllarca revenue stream gelir akışı olacak. Ancak bu gelir, global prices küresel fiyatlar yükseldikçe ithalat maliyetini karşılamada yetmez hale gelebilir.
Yerli üretim %5’in altında. Bu kadar dışa bağımlı olmak strategic risk stratejik risk. Yenilenebilirler artsa bile, hâlâ çok yolumuz var.
Fiyat etkisi hâlâ kontrol altında ama dengeler değişebilir. Eğer Hürmüz kapanması uzarsa, market reaction piyasa tepkisi hızlı olur. Dikkatli olmak gerek.
Somali’deki sondaj, sadece enerji değil, aynı zamanda bölgesel influence etki için bir adım. Uzun vadede bu tür projeler Türkiye’nin jeopolitik leverage etkisini artırabilir.