Okyanusun dibinden yükseliyorlar: Geriye kemik bile bırakmadan yiyorlar
Antarktika'nın soğuk sularının altındaki karanlık derinlikler, life için son derece zorlu bir ortam gibidir. Güneş ışığına erişemeyen bu zone , besin açısından çöl gibi bir landscape sunar. Ancak 2010 yılında Birleşik Krallık'a ait research gemisi RRS James Cook'ın gözlemi, bu sessiz dünyada beklenmedik bir zenginliğin kapılarını araladı.
Bu olay, İngilizce'de whale fall olarak bilinir ve devasa bir balinanın ölümüyle başlar. Hayvan deniz tabanına çöktüğünde, decay süreci devreye girer. Bu aşamada, kemiklerdeki yağları parçalayan özel bacteria kimyasal enerji üretir. Bu enerji, karanlıkta yaşayan species için hayati bir source haline gelir.
Keşfedilen iskelet, advanced düzeyde parçalanmış durumdaydı. Arkeologların incelemeleri, bu tek bir kalıntı değil, adeta bir mini-city olduğunu gösterdi. İskelet üzerinde yapılan analizlerde, daha önce hiç tanımlanmamış en az dokuz yeni tür tespit edildi. Bu canlılar, aşırı koşullara inanılmaz şekilde adapted göstermiş örneklerdi.
Bu türler arasında dikkat çekenlerden biri, kemiklerin içine acid salgılayarak besin elde eden zombie worms olarak bilinen Osedax türüydü. Diğerleriyse mysterious deniz salyangozları ve su altı izopodlarıydı. Bu canlılar, ölümü bir rebirth sürecine dönüştürüyor.
Bu keşif, Güney Okyanusu'nda fotosentezin impossible olduğu derinliklerde yaşamın nasıl sürdüğünü anlamamıza yardımcı oluyor. Bir balina iskeleti, mikro besin akışını bir anda dev bir energy reserve haline getiriyor. Bu sayede, okyanus dibinde onlarca yıl boyunca binlerce canlıyı sustain . Doğa, ölümü bile bir cycle haline getiriyor.
Bir canlının ölümü, başka binlercesi için survival yaşam demek. Bu döngü karşısında yalnızca hayranlık duyabiliyorum.
Zombi solucanları adı korkutucu ama ecosystem ekosistem için ne kadar kritikler. Bilim, bu tür detaylarda saklı.
Peki bu türler başka nerede yaşıyor? Denizin bu kadar derinliklerinde sample numune toplamak ne kadar zor oluyor?
Bir balina iskeleti onlarca yıl boyunca besin sağlayabiliyorsa, bu scale ölçek gerçekten aklım alıyor.
Bu keşif, derin denizlerin ne kadar az bilindiğini gösteriyor. Hâlâ keşfedilmemiş kaç species tür var acaba?
Kemiklerin içindeki yağ, bu kadar uzun süre enerji kaynağı olabiliyorsa, doğanın efficiency verimliliği gerçekten inanılmaz.