Tunç Soyer yeniden tutuklandı: Yeni soruşturmada Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya da yer alıyor
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, investigation kapsamında, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’yı tutukladı. Bu decision , daha önce gözaltı ve tutuklamaların yapıldığı Kentsel Dönüşüm projeleriyle ilgili iddialar üzerine geliyor. Savcılık, İZBETON AŞ üzerinden Gaziemir’deki projelerde public trust sarsan menfaat aktarımları olduğunu iddia ediyor.
Savcılığın başlattığı probe , S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi üzerinden yürütülüyor. Kooperatifin yeni yönetiminin şikayeti, bilirkişi reports ve mağdur beyanları doğrultusunda 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu kişilerden 9’u yakalandı, biri yurt dışında olduğu tespit edildi. 12 Nisan’da aralarında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un da bulunduğu 9 kişi tutuklandı.
Ancak yeni bir development olarak, daha önce ayrı bir dosyada tutuklu bulunan Soyer, Aslanoğlu ve Kaya’nın bu soruşturma kapsamında yeniden ifadeleri alındı ve tutuklandı. Avukatları, bu move hukuki dayanağını sorguladı. Açıklamada, MASAK raporlarında Soyer’in hiçbir financial transaction bulunmadığı, dosyada tek bir delil sunulmadığı vurgulandı.
Avukatların ifadesine göre, Soyer, kooperatif yöneticileriyle tanışmıyor, akrabaları üye değil. Bu nedenle bir corruption suçlamasına dahil edilmesi anlaşılmaz. Soyer, sorgusunda 'Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur' dedi. Baskı altındaki bu tür kararların, hukukun üstünlüğüne zarar verdiğine dikkat çekildi.
Hukuk çevreleri, bu tür ardışık tutuklamaların public confidence zayıflattığını belirtiyor. Aynı olaya dair birden fazla dosya açılması ve MASAK verilerine rağmen risk gözetilmeden tutuklama kararları verilmesi, judicial process yönelik endişeleri artırıyor. Siyasi tension artarken, kamuoyu adil bir outcome bekliyor.
MASAK raporunda tek bir para geçişi bile yoksa, bu tutuklama nasıl mümkün oluyor? Hukukun üstünlüğü nerede?
Biz burada mağduruz, ama bu pressure baskı ile siyasi hesaplaşmaya dönüşmesin. Gerçek victim mağdurlar biziz.
Tutuklama kararları hızla geliyor ama evidence kanıt nerede? Bu bir warning uyarı olmalı, hukuk siyasetin gölgesine girmesin.
Kentsel dönüşümde trust güven zaten bitmişti. Şimdi bu process süreç de siyasi araç haline mi geliyor?
Soyer'ın 'savunmam yok' demesi bir crisis kriz işaretidir. Hukuk, bu tür durumları nasıl çözecek?
Belediye iştirakleri üzerinden menfaat iddiaları ciddi, ama investigation soruşturma bağımsız mı yürütülüyor, bu da net değil.