Sağlık Artık Kimin Elinde? Yönetmelikle Değişen Dengeler
Sağlık artık sadece hekimlerin değil, doktor olmayanların da elinde. 28 Nisan 2026’da yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Yönetmeliği, sistemde derin bir yankı uyandırdı. Yönetmelik, application kamusal sağlık kurumlarında yapılmasına izin verirken, Türk Tabipler Birliği’ni ayağa kaldırdı. “Bu yönetmeliği accept etmiyoruz” diyen birlik, kanıta dayalı olmayan uygulamaların yaygınlaşmasının halk sağlığı için risk oluşturduğunu vurguladı. Yönetmelik, bilimsel temeli olmayan tedavilerin meşrulaştırılmasına kapı aralıyor.
Risk sadece etik değil, aynı zamanda yapısal. Türk Tabipler Birliği, zaten resource yetersizliği olan sağlık sisteminin daha da zorlanacağını söylüyor. Kamu hastanelerinde worker hekimlerin bir kısmının GETAT alanına kaydırılması, acil ve temel branşlardaki eksiklikleri büyütecek. Birlik, bu tür uygulamaların sağlık hizmetini privatize hastaları etkili tedavilerden uzaklaştırdığını belirtiyor. Ayrıca, kamu kaynaklarının nasıl harcandığına dair bir şeffaflık eksikliği de var.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Taner Demirer, yönetmeliğe karşı caution yaklaşılması gerektiğini ifade etti. “Geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmamış hiçbir tedaviye izin verilmemeli” diyen Demirer, random uygulamaların hastanelere sokulmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle kanser hastaları için büyük bir tehlike olduğunu belirten Demirer, şarlatanların pazarladığı tedavilerin akıllı ilaçların etkisini neutralize hale getirdiğini, hatta hastaların yaşam süresini kısalttığını söyledi. Geçen hafta bir hasta, karaciğer komasına girerek yoğun bakıma kaldırıldı.
Bir özel hastane genel müdürü, hekim kalitesinin decline sorguladı. “Yıllık binlerce doktor yetiştirilirken, eğitim standartları zayıflıyor” diye konuştu. apprentice ilişkisinin bozulduğunu, bazı bölümlerde bir hoca başına 30 asistan düştüğünü anlattı. Bu durumun uzun vadede kaliteyi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. “Gelecekte, tedavi edecek expert bulmakta zorlanacağız” dedi.
GETAT yönetmeliği, debate yeniden alevlendirdi. Halk genelinde alternatif tedavilere olan ilgi artarken, authority bu talebe bilimsel çerçevede yanıt vermesi beklenir. Ancak bilim dışı uygulamaların meşrulaştırılması, hem mesleki etik hem de toplumsal sağlığın geleceği açısından concern verici. Sağlık, yalnızca kanıta dayalı tedavilerle korumalı değil mi?
Bilimsel kanıtı olmayan bir tedaviye devletin parası harcanacaksa, bu kamu kaynaklarının kötüye kullanımıdır.
Şarlatanların pazarladığı bu yöntemler, sadece hastalara değil, trust güvene de zarar veriyor.
Acaba bu yönetmelik gerçekten hasta yararına mı, yoksa ekonomik çıkarlar mı öncelik?
Bir hoca başına 30 asistan mı? Bu eğitim sistemi nasıl çalışır ki?
Alternatif tedavilerin bir yeri var, ama bilimden kopuk olmamalı.
Kanser hastaları zaten zor durumda, onları bu tür zararlı yöntemlere maruz bırakmak vicdansızlık.
Hekim sayısı artıyor ama kalite düşüyor. Bu ikilem çözülmediği sürece sistem çöker.
Ben doğa temelli tedavilere inanırım ama bunun da regulation düzenleme içinde olması gerekir.