Sağlık Reformu: Adalet mi, Ek Yük mü?
Alman sağlık sistemi mali kriz sularında yüzüyor ve artık sigortalılar da bedel ödemeye başlayacak. Federal Sağlık Bakanı Nina Warken’in önerdiği reform , yasal sağlık sigortasını (GKV) hedeflerine ulaşmak için sarsıyor. Plan, önümüzdeki yıl yaklaşık 20 milyar euro tasarruf sağlamayı hedeflerken, bunun beşte biri doğrudan patient ve sigortalılar üzerinden karşılanacak. Aylık 3 bin 500 euro brüt geliri olan biri için bu, yılda yaklaşık 380 euro ek prim anlamına geliyor.
Ek primlerin ana nedenlerinden biri, prim matrah sınırının artırılması. Hükümet, 2027’de bir defaya mahsus olmak üzere bu sınırı aylık 300 euro artırarak, yüksek gelirli bireylerin ve işverenlerin daha fazla solidarity katkısı yapmasını amaçlıyor. Yeni sınır, yıllık 73 bin 350 euroya çıkacak. Bu, özellikle serbest meslek sahipleri için ciddi bir darbe: prim yükleri yılda 781 euro artabilir. IGES Enstitüsü’ne göre bu değişiklikten yaklaşık 6,9 milyon kişi etkilenecek, BMG’nin tahmini ise 5,4 milyon.
Diğer bir büyük darbe, family insurance yapılan daraltma. Şu anda 565 euroyu geçmeyen gelire sahip eşler ücretsiz sigortalı olabiliyor. Yeni düzenlemeyle bu hak yalnızca küçük çocuklu, engelli çocuklu, bakıma muhtaç yakını olan ya da emekli olanlarla sınırlanacak. Bunun dışındakiler için ek prim ödenecek: sigortalının gelirinin yüzde 3,5’i. Yıllık 80 bin euro kazanan biri, bu yüzden 2 bin 800 euro ek ödeme yapacak. Bu, additional burden özellikle orta-yüksek gelirli aileleri hedef aldığını gösteriyor.
Doğrudan cebimize de dokunan başka düzenlemeler var. Reçeteli ilaçlar için co-payment , 5-10 eurodan 7,50-15 euroya çıkacak. TK verilerine göre sigortalıların yüzde 68,5’i yılda en az bir reçete alıyor; bu da kişi başına ortalama 22,50 ila 45 euro ek maliyet demek. Ayrıca diş protezi devlet katkısında 10 puan kesinti veya uzun süreli hastalık durumlarında hastalık parası’nda yüzde 5 azalma gibi kısıtlamalar da gündemde. Ancak bir relief noktası var: brüt gelirin yüzde 2’sini (kronik hastalar için yüzde 1’i) aşan ek ödemelerden muafiyet söz konusu.
Tüm bu değişiklikler, devletin sağlık finansmanı üzerindeki baskıyı azaltmayı hedefliyor. 2,2 milyar euroluk ek gelir beklentisiyle gelen aile sigortası daraltması ve 2,4 milyar euroluk artış hedefiyle gelen prim matrah sınırı değişikliği, sistemde equity ilkesi üzerinden savunuluyor. Ama bu adalet, bazılarına göre sadece daha expensive bir eşitlik. Sigortalılar, reformun getirdiği bu yeni mali yük ile birlikte, kendilerini bir daha sigortalı değil, sanki birer contributor gibi hissediyor.
Prim matrah sınırını artırmak adil mi, yoksa sadece high earners yüksek gelirli kesimi hedef alma mı? Bu soru cevapsız kalmış.
Çocuğum var ama 7 yaşından büyük. Artık eşimi ücretsiz sigortalayamayacağım mı? Bu beni doğrudan affect etkiliyor.
Katılım paylarının artışı herkesi ilgilendiriyor. 15 euro, küçük bir rakam gibi görünse de, kronik hastalık olanlar için ciddi bir ekonomik stres.
Devlet katkısında yapılan 10 puanlık kesinti, diş tedavisi planlarımı cancel iptal etmek zorunda bırakabilir.
Reformun mali hedefleri açık ama toplumsal etkisi yeterince tartışılmıyor.
Serbest meslek sahipleri için 781 euro artış çok büyük. Bu, self-employed serbest çalışanlar üzerinde aşırı baskı yaratır.
Vergi matrahından düşen sosyal primlerin net maliyeti azaltacağı doğru, ama bu rahatlamayı kimse cebinde hissetmiyor.
Sistemde adalet mi yoksa eşitsizlik mi artıyor, tartışmaya açık.