İran'ın Nükleer Krizi Derinleşiyor: Gizli Stoklar ve Diplomatik Çıkmaz
Ortadoğu'da tension zirveye ulaşırken, İran'ın nükleer programı yeniden dünya gündeminin en sıcak maddesi haline geldi. ABD ve İsrail'in haftalarca sürdürdüğü hava saldırıları, İran'ın Fordow, Natanz ve İsfahan'daki ana nuclear facility büyük zarar verdi. Ancak bu saldırıların krizi sonlandırmak yerine daha uncertain ve tehlikeli bir aşamaya taşıdığı görülüyor. Uzmanlar, vurulan yerlerin yanı sıra yer altında gizlenmiş olabilecek uranyum stoklarına ve İran'ın elinde hâlâ tuttuğu capability dikkat çekiyor.
Diplomatik sürece de yansıyan bu çıkılmaz, müzakerelerin başarısızlığıyla somutlaştı. ABD ile İran arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yaklaşık 21 saat süren görüşmeler, herhangi bir agreement olmadan sona erdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başarısızlığın temel nedeninin İran'ın nükleer tutumu olduğunu açıklarken, İran ise Washington'ın excessive demands vazgeçmemesiyle talks collapsed savundu.
Mevcut assessment göre, Fordow ve Natanz'daki yer altı zenginleştirme tesisleri ağır hasar aldı ancak İran'ın nükleer gücü tamamen yok edilmedi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın verileri, İran'ın yaklaşık 450 kilogram, silaha yakın düzeyde enriched uranium stoku bulundurduğunu gösteriyor. Bu miktardan neredeyse yarısının İsfahan'daki derin tünellerde saklandığı bildiriliyor. Bu stockpile korunmuş olması, ABD için stratejik bir risk olarak değerlendiriliyor.
İran Araştırmaları Merkezi'nden Oral Toğa, yüzde 60 zenginlikteki uranyumun, yüzde 90'a çıkarıldığında yaklaşık dokuz nükleer silah için yeterli fisil materyal sağlayabileceğini ifade etti. Ancak Toğa, uranyumun sadece zenginleştirilmesinin yeterli olmadığını, metalik hâle getirilmesi gibi teknik stages da gerekli olduğunu vurguladı. Şu anki veriler, İran'ın bu safhaları tamamladığına dair doğrudan kanıt sunmuyor.
İran, nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğunu, enerji üretimi amacıyla yürütüldüğünü söylüyor. ABD'li yetkililer ise İran'ın yeni zenginleştirme yaptığına dair somut veri olmadığını belirtiyor. Ancak her iki taraf da, İran'ın en kritik nuclear capacity yer altında, güçlü sığınaklarda bulunduğunu kabul ediyor. Bu tesislerin, ABD'nin en gelişmiş sığınak delici mühimmatlarına karşı bile direnç gösterebileceği öne sürülüyor.
Bu stockpile stok, siyasi pressure baskı yaratıyor. Eğer bu uranyum korunuyorsa, askeri çözümün yetersizliği de netleşiyor.
Her yeni attack saldırı, bölgede civilian risk sivil riski artırıyor. Diplomasi çökerse, masum insanlar öder her zaman faturasını.
Fordow ve Natanz vuruldu ama İsfahan'daki underground facility yer altı tesis hâlâ aktif. Bu, ABD'nin military plan stratejik planında büyük bir boşluk demek.
Her iki taraf da güvenmiyor. İran'ın peaceful claim barışçıl üretim iddiası, ABD'nin intelligence report istihbarat raporuna rağmen inandırıcı gelmiyor.
450 kg çok değilmiş gibi görünse de, bu miktarda yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, birkaç ay içinde bir silaha dönüşebilir.
Müzakereler collapsed çöktü, saldırılar devam ediyor, stoklar hidden gizli. Kimse bir çıkış plan planı sunmuyor.