ABD gücünü yağmada kullanıyor mu?
Donald Trump, the threat diliyle İran'ın nükleer ambitions karşı çıkıyor. ABD yönetimi, İran'ın nuclear weapons sahip olmasının bölgesel stability için bir risk oluşturduğunu iddia ediyor. Ancak bu durum, tarihte nükleer silahı ilk ve tek kullanan devletin ABD olduğu gerçeğiyle çarpıcı bir contrast oluşturuyor.
1945'te Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan nükleer bombalar, yaklaşık 200 bin sivilin ölümüne neden oldu. Çevre damage gördü, uzun yıllar kanser ve lösemi gibi hastalıklar yüzbinleri etkiledi. ABD, bu silahları sadece tested değil, used . Şimdi ise başka hiçbir ülkenin nükleer capability geliştirmesine izin vermiyor.
Trump yönetiminin argümanı, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sadece regional threat değil, tüm dünyayı ilgilendirdiği yönünde. Ancak tarih, ABD'nin similar actions de imza attığını gösteriyor. Irak'a 2003'te yapılan invasion , bulunamayan chemical weapons tesislerine dayandırılmıştı. Bugün İran'ın nükleer program , o dönemin Irak argümanına benzetiliyor.
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri presence , yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda ekonomik control anlamına geliyor. Irak ve Suriye'deki askeri bases masrafları, bu ülkelerin petrol gelirleriyle karşılanıyor. Suriye'de petrol ve elektrik santrallerinin yönetimi, ABD destekli military groups verildi. Bu durum, kaynaklara çökme olarak yorumlanıyor.
Trump'ın dış politikası, 'ya bize submit ya da face consequences yüzleşin' mantığıyla ilerliyor. Eleştiren liderler, dijital surveillance ve istihbarat pressure altında sessiz kalıyor. Ancak bu hakimiyet, sonsuza kadar sürmeyecek gibi görünüyor. Hem Orban'ın etkisinin azalması hem de Afganistan’daki failure , bu stratejinin sınırlarını gösteriyor.
ABD'nin double standard çifte standardı açık. Başkası yaparsa savaş suçu, kendisi yaparsa strategic move stratejik hamle.
Hiroşima’da ölen 140 bin kişi bir warning uyarı olmalıydı. Ama tarih dersi değil, propaganda yapıldı.
Her 'tehdit' sonrası bir oil field petrol sahası ele geçiriliyor. Bu coincidence tesadüf değil, pattern desen.
Nükleer silah ban yasak olmalı. Ama önce sahip olanlar disarm silahsızlanmalı, değil mi?
Trump sadece blame suç atmakla yetinmiyor, aynı zamanda distraction dikkat dağıtıyor.
İran'ın nükleer development gelişimi tehlikeli olabilir ama ABD'nin response tepki şekli daha tehlikeli.
Bu cycle döngü ne zaman end bitecek? Kaynak theft çalma, işgal, sonra 'barış' diyerek çekilmek.