Konfor Alanı Tartışması: Siyaset Nerede Yapılır?
‘comfort ’ kelimesi, bir siyasetçinin kariyerinin nasıl şekillendiğini anlatırken birdenbire siyasi bir battle haline geldi. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, TİP Sözcüsü Saliha Sera Kadıgil’e sert bir çıkış yaptı: ‘Sen Kadıköy’de comfort alanlarında siyaset yapıyordun’ dedi ve bu sözler sadece bir eleştiri değil, iki farklı siyasi deneyimin çarpışmasıydı. Bir yanda sokakta, köylerde, dağlarda seçim çalışması yapanlar, diğer yanda şehir merkezlerinde, sanal platformlarda konuşanlar. Bu ayrışma, CHP içinde uzun süredir hissedilen bir tension .
Kadıgil’in ‘Aldatılmış hissediyorum’ itirafları, Onlar TV’de yayınlanan bir programda dikkat çekti. 2017 anayasa referandumu sürecinde CHP’nin yeterli direniş göstermediğini savundu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yükselişinin kendisinde hope yarattığını, bu yüzden CHP’ye katıldığını söyledi. Ancak şu anki duruma bakınca hayal kırıklığı yaşadığını belirtti. Bu statement , sadece bir kişisel itiraftan öteye gitti; bir kuşağın siyasi hayal kırıklığının sesi oldu.
Köksal’ın yanıtı ise tam bir geri dönüş niteliğindeydi. Kadıgil’in genç yaşta Parti Meclisi’ne girdiğini, ardından İstanbul’un en electable bölgelerinden birinde milletvekili seçildiğini hatırlattı. TİP’e geçmeden önce CHP’de privilege bir konumda olduğunu ima etti. ‘Biz canla başla oy toplarken, sen konfor alanlarında siyaset yapıyordun’ diyerek, siyasi struggle ile siyasi performance arasındaki farkı gündeme getirdi.
Siyasetin bu iki yüzü, bugün Türkiye’nin muhalefet landscape daha da belirgin hâle geldi. Bir yanda elit, urban temsiller, diğer yanda köy, kasaba, field mücadele edenler. Köksal’ın eleştirisi, sadece Kadıgil’e yönelik değil; bazı siyasetçilerin topraktan kopuk, detached bir dil kullanmasıyla ilgili genel bir sorgulama. Ve en kritik noktada, bu tartışmanın timing : tam da genel seçimlerin eşiğinde.
timing Zamanlama gerçekten çok ilginç. Seçimler yaklaşırken böyle bir çıkış...
‘Aldatılmış hissetmek’ çok güçlü bir ifade. Hissettiği acı gerçek.
Konfor alanlarında mı yapıyordu siyaset? Belki ama bizimkiler de çok laf yapıyor, az action hareket ediyor.
Birinin Parti Meclisi’ne genç yaşta girmesi ayrıcalık mı? Oysa biz sokakta seçim çalışırken...
İkisi de aynı partideydi, şimdi birbirine saldırıyor. Siyasette sadık kalmak ne kadar zor.
‘Bunu birçoğumuz seçim bölgesinde izah etmeye çalıştı’ – bu cümle tüm durumu özetliyor.
Siyasette narrative anlatı her şeydir. Kim daha ikna edici anlatıyorsa, o kazanır.
Genç nesil olarak ne CHP’yi ne de TİP’i tam anlamıyla bağlamıyoruz. Farklı bir hope umut lazım.