Bu bir çöküş hikayesi – Dostbeykoz
Dünya bugün tensions , füze menzilleri ve bölgesel güç dengeleri üzerinden konuşuyor. Ama Türkiye'de, bu big politics tartışmalarının gölgesinde, çok daha yakın bir kriz var: iki çocuğun kendi okulunda a massacre gerçekleştirmesi. Bu bir olay değil; bu bir breakdown , bir toplumsal crisis işareti.
Ve bu ilk kez değil. Geçen ay bir öğrencinin killing öğretmen Fatma Hanım’ı hatırlıyor muyuz? Hatırlamıyoruz. Çünkü violence artık bir istisna değil, sıradan bir gerçek haline geldi. Okul, toplumun en safe yeri olmalıydı. Ama çocuklar katlediyor, öğretmenler victims oluyor. Bu bireysel bir sapma değil, açık bir social collapse .
Bu çöküşün altında yıllarca biriken neglect , yanlış politikalar ve social fractures yatıyor. Sorunu sadece bir security issue olarak görmek, kök nedeni hiding demek. Çünkü yaşadığımız ortam, şiddeti üretiyor: ekranlarda kahramanlaştırılan criminals , gerçekten kopuk sosyal medya, teması kopmuş aileler… Çocuklar yalnız büyüyor. Yalnızlık ise öfkeyle büyümek demek.
Siyaset ise bu tabloda silent . Dış politika analizleri ve election calculations yapılıyor, ama çocuklara ne olup bittiği sorulmuyor. Eğitim sistemi stretched , aile yapısı çözülüyor, digital world şiddeti normalizing . Siyasetse bu çöküşü face yerine, gündem shifting tercih ediyor.
Asıl problem , insanın value yitirmesi. Çocuklar ölüyor, öğretmenler dying , toplumsal bağlar kopuyor. Ve her olaydan sonra biraz daha unutuluyor. Eğer bir ülke kendi çocuklarının şiddete yöneldiğini durduramıyorsa, en büyük security threat dış politikada değil, kendi iç çürümesindedir. Artık yeni bir gündem değil, yeni bir confrontation gerekiyor.
Bu pressure baskı altında kalan aileler, çocuklarıyla vakit geçirmekten çok geçiyor. Ekranlar çocuklara anne-baba oldu.
Okullarda artık support destek sistemi yok. Öğretmenler psikolojik burden yük taşırken, devlet sadece disiplin bekliyor.
Siyaset 'çocuklar için' diyor ama policy politika üretmiyor. Sözler dolu, action eylem eksik.
Geçen hafta oğlumla konuşurken aniden kapandı. Sanki beni hearing duymuyor gibi. Bu yalnızlık çok tehlikeli.
İnsanlar price fiyat artışından şikayet ediyor ama trust güven kaybının çok daha tehlikeli olduğunu görmüyor.
Bir decision karar alındı mı acaba? Yoksa her şey delaying ertelemeye mi gömüldü?