Otoriter Biri Düştü Ama Maç Henüz Bitmedi
Macaristan’da 16 yıllık bir autocrat düşüşü, bu satırların yazarı dahil birçok demokrasi savunucusuna derin bir hope aşıladı. Muhalefetin ezici bir çoğunlukla zaferi, imkansız görünenin gerçekleşebileceğini kanıtladı. Bakmayın iktidar çevrelerinin ‘Macaristan Türkiye’ye benzemez’ diye tekrarladıkları claim — yaşananlar bizi doğrudan ilgilendiriyor.
Çünkü dünya siyasetinde yeni bir conflict doğdu: artık sınıf değil, democracy ve otoriterlik ekseninde toplumlar bölünüyor. Siyasal mücadele, temelde hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına ve pluralism inanan kesimlerle, yolsuz ve ırkçı otoriter rejimler arasında dönüyor. İdeolojik references hâlâ önem taşıyor ama bu savaşta çoğunlukla araç haline geldi.
Asıl mesele, ülkeyi hangi understanding yöneteceği. Bir yanda tek bir adama bağlı siyasi bir kabile, kamu kaynaklarını paylaşma right olarak gören yapılar var; diğer yanda, ortak akıl, transparency ve hesap verebilirlik isteyen demokrasi taraftarları yer alıyor. Ali Yaycıoğlu'nun da belirttiği gibi, Orbán’ın Macaristan’ı ve Erdoğan’ın Türkiye’si, yeni otoriter sağın prototype örnekleri. Bu rejimler birbirinden learning , birbirini cesaretlendiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı’nın seçime yakın dönemde Orbán’a açık destek vermesi gibi gelişmeler, bu küresel alliance derinliğini gösteriyor. Aynı zamanda Türkiye’deki mücadele daha zorlu: iktidar, hukuk sistemini ve security forces baskı aracı olarak kullanıyor. Muhalefet, Kopenhag değil, Ankara criteria göre mücadele veriyor — yani güç temelli bir savaştayız.
Macaristan’daki zafer moral verse de, Ankara’nın bu gelişmeleri pasif izleyeceği düşünülmemeli. İktidar, ‘dünyada kaos var, güçlü lider gerek’ argument artırdı. ABD büyükelçisinin 'müşfik monarşiler' yorumu da bu eğilimi doğruluyor. Değişim isteyenler, iç ve dış conditions zorluğunu bilerek hareket etmeli. İmkansız değil ama kolay da değil.
Macaristan'da turnout seçmen katılımı çok yüksek oldu, bizde bu mümkün mü acaba?
Orbán'ın düşüşü iyi ama hâlâ yargı bağımsız değil. Gerçek accountability hesap verme gelmedi yani.
Bu comparison karşılaştırma doğru. Türkiye'de hukuk bittiğinde, seçimlerin bile anlamı kalmıyor.
Bir global trend küresel eğilim var. Otoriterler birbirini kopyalıyor, demokratlar da birleşmeli.
ABD'nin tutumu çok hypocritical ikiyüzlü. Demokrasi diyor ama Orbán'a destek çıkıyor.
İktidar, ‘dünya tehlikede’ diyerek her zaman daha fazla control kontrol ister. Bu yeni değil.
Muhalefetin tek şansı çok güçlü bir unity birlik ve net bir mesaj. Kaos değil, düzen istiyoruz.
Hapishanede olan bir leader lider nasıl seçim kazansın? Bu sistem oyunu.