Bilmediğiniz Şeyler Var: Adaletin Perde Arkası
close ve yargı arasında bir denge yoksa, adalet yalnızca rüzgârla savrulan bir shadow olur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında, eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ile sunucu Ela Rümeysa Cebeci gibi isimler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, sadece bir crime davası değil, bir güç haritasının da deşifre ediliş anı gibi geldi.
further eden süreçte bazı sanıklar, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için tekrar ifade verdiler. Ancak tahliye edilmediler. Cebeci'nin durumu 24 Nisan'da house hapsine çevrildi. Bu küçük relief , çok sayıda soruyu da beraberinde getirdi: Neden sadece biri? Neden diğerleri hâlâ içeride? AKP eski milletvekili Şamil Tayyar, Ersoy'un da serbest bırakılması gerektiğini stressed .
Gazeteci Fatih Altaylı, kaynağı iktidara ve yargıya yakın bir isim olarak nitelendirdiği bir görüşmeye değindi. 'İBB davaları'nda iddianamelerde bile suçlanmayan bazı sanıkların, hâlâ tutuklu tutulduğunu belirtti. Uyuşturucu kullanımı ya da private hayatına dair iddiaların, bu kadar uzun tutukluluk için yeterli sebep olamayacağını, çünkü 'bunlar suç değil' dedi. personal yaşamın, devletin içeriğini dolduramayacağını savundu.
Ancak karşıdan gelen yanıt, daha derin bir gerçeği işaret ediyordu: 'O iş o kadar basit değil. Burada asıl mesele bürokrasi ve siyaset ile ilişkileri.' Bu sözler, bir warning gibiydi. 'Bilmediğiniz şeyler de var' mesajı, adalete dair bir güven krizini ortaya koyuyordu. İnsanların, 'bilinmeyen' nedenlerle hapis tutulması, hukukun kendi ilkelerine ihanet etmesiydi. Adalet, şeffaflık olmadan yalnızca bir ritual kalır.
Yargı bağımsız değilse, her dava siyasi bir tool araç haline gelir.
Ela Rümeysa'nın ev hapsi, Ersoy için de bir hope umut kapısı oldu mu acaba?
Özel hayat, devletin curiosity merak konusu olmamalı.
Bilmediğimiz şeyler diye insanları hapse koymak, diktatörlük belirtisidir.
Bu dava, marjinal hayatlarla değil, marjinal güç ilişkileriyle ilgili.
Uyuşturucu satışı değil, kullanımıyla ilgiliyse, o zaman ceza ne kadar proportional orantılı?
Bir zamanlar adalet diye öğretilen şeye bugün şüpheyle bakıyoruz.
İçeridekilerin çoğu, iddianamede bile suçlanmadı. Bu bir hata değil, bir strateji mi?