Zelal Sadak yazdı | İran savaşının Irak’a düşen gölgesi ve Kürtlerin eşik noktası
war , ateşkese rağmen hâlâ sahada military bir deadlock ve masada siyasal bir stalemate olarak devam ediyor. 28 Şubat’tan bu yana süren ABD-İsrail-İran çatışması, Ortadoğu’da yeni bir denge arayışının başlangıcı oldu. Bu tür crises genelde "müzakereler çöktü" denir ama burada negotiations bitmez, sadece form değiştirir. Sahadaki attacks ile masadaki diplomacy birbirini besler.
Hamaney’in ölümüyle başlayan süreç, bölgenin temel taşlarını shifting , Kürtler yine center yer alıyor. Dört parçaya bölünmüş topraklarda en organized halk olmaları, onları strategic bir aktör yapıyor. Ateşkes ilan edildiğinde bile İran destekli milisler, civilian ve askeri hedeflere targeted alıyor. Bugün itibarıyla Federe Kürdistan Bölgesi’ne yedi yüzden fazla drone hava aracı saldırısı düzenlendi.
Bağdat’ın bu saldırılara karşı silence , Erbil ile arasındaki güveni shattered . Irak Ulusal Güvenlik Konseyi, ölen Peşmergeler için bir condemnation bile yayımlamadı. Bu durum, Kürtlerin kendi security sağlama noktasında bağımsız decisions almak zorunda kaldığını gösteriyor. Londra’daki İran Özgürlük Kongresi’nde yaşanan PJAK krizi de, external pressure büyüklüğünü ortaya koydu.
ABD’nin İran Kürtlerini ‘destekleme’ stratejisi, bölgeyi yeni bir battlefield sahasına dönüştürüyor. CIA’in bazı Kürt partilerine destek sağladığı iddiaları, İran destekli milislerin retaliation saldırılarını artırdı. Bu durum, Kürt topraklarının İran ile Batı arasındaki power struggle mücadelesinin en sıcak noktası haline gelmesine neden oldu. Savaşın derinleşmesiyle saldırılar daha da belirginleşecek.
Irak’ın uzun süredir hükümet kuramaması, ülkeyi fragmentation tehlikesine exposed . Başbakanlık için Maliki’nin adaylığı, İran yanlısı "Direniş Ekseni" ile ABD destekli "Bölgesel Entegrasyon" çizgisi arasında bir clash yarattı. Merkezi otoritenin zayıflığı, Haşdi Şabi gibi milislerin independent hareket etmesine zemin hazırlıyor.
Kürtler artık yalnızca bir minority değil, bölgesel energy security ve rejim değişikliklerinin anahtar actor konumunda. Bu nedenle hem hedef hem de çözümün parçası. Önümüzdeki dönemde belirleyici olan, dış müdahaleler yanında, Kürt siyasetinin unity içinde ne kadar resilient . Çünkü balance kırılacağı yer, artık Bağdat ya da Tahran değil, doğrudan Erbil-Süleymaniye hattı.
Bu deadlock tıkanma sadece siyasi değil, aynı zamanda human cost insani bedeli de çok yüksek. Sivil kayıplar suskunlukla örtülüyor.
Bağdat’ın silence sessizliği tesadüf değil, hesaplı bir ortaklık. Kürtler hep aynı pattern kalıpta bırakılıyor.
ABD’nin stratejisi double-edged çift keskin; destek derken aslında proxy war vekil savaşa sürükleniyoruz.
Maliki mi? İran’ın adayı o. ABD’nin tepkisi warning uyarı değil, zayıf bir diplomatic signal sinyal gibi geldi bana.
PJAK’ın kongreden çıkarılması clear message açık bir mesajdı: Batı, status quo statüko korumaya devam edecek.
Kürt birliği yoksa, fragmentation parça yutuluruz. Birlik artık bir seçenek değil, zorunluluk.
İran’ın drone attacks insansız saldırıları sadece Erbil’e değil, regional stability bölgesel istikrara da threat tehdit.
Nizar Amedi’nin seçilmesi bir political crisis kriz mi, yoksa başlangıç mı? Belirsiz bir dönemden geçiyoruz.