O kadar endişelenmeyin
Türkiye'nin ekonomi gündemine düşen bir rapor, Merkez Bankası'nın (MB) 2025 yılında 1 trilyon 64 milyar lira loss ettiğini ortaya koydu. Bu rakam kulağa ürkütücü gelebilir ama uzmanlar, bu tür bir zararın market dengeleri veya public trust açısından real danger oluşturmadığını vurguluyor. Asıl önemli olan, bu loss nereden kaynaklandığı ve nasıl yorumlandığı.
TEPAV Merkez Direktörü Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, bu loss official statement yapan ekonomistlerden biri. Buna göre, loss temel kaynağı, Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikası araçları. Daha önceki yıllarda bu loss , FX-protected deposits (KKM) uygulamasından kaynaklanırken, 2025 yılında durum farklı. Kurumsal zarar olarak tanımlanan bu tür loss , sistemin işleyişinin bir parçası ve economic stability için necessary olabilir.
Ancak bir soru aklı kurcalıyor: Neden KKM zamanında policy eleştiriliyor, ama benzer mekanizmalar current period market support olarak övülüyor? KKM, high inflation ortamında emeklilerin purchasing power koruyan bir araçtı. Bugün ise düşük kur ve yüksek faiz stratejisi öne çıkıyor. Kamu algısı bu farka dikkat etmeli.
Yılmaz'ın önemli uyarısından biri de, MB loss GSYH ile karşılaştırılamayacağı yönünde. GSYH, real economy üretilen mallar ve hizmetlerin total value . Merkez Bankası ise bir üretim firması değil. O, price stability gibi soyut bir goal . Bu yüzden loss GSYH’ye oranı anlamsızdır.
Dahası, bir depremin yarattığı physical damage ile MB'nin balance sheet kaybı aynı sınıfta değerlendirilemez. İlkinde insanlar ölür, binalar yıkılır, üretim durur. İkincisinde ise sadece financial accounting kayıtlarında bir adjustment olur. Zarar, paper üzerinde kalır, real economy etkilenmez. Bu ayrımı yapmadan paniklemek, yanlış bilgilendirmeye yol açar.
Sonuç olarak, Merkez Bankası'nın loss , bir warning değil, policy decision sonucudur. Şeffaflık ve expert analysis sayesinde bu tür veriler public discussion dâhil edilebilir. Karar vericilerin ve public bu farkı anlaması, sağlıklı bir economic debate için critical .
MB zarar ediyor ama enflasyon düşüyor mu? Gerçek maliyet bu değil mi?
KKM zamanında 'yapay istikrar' dediler, şimdi 'yüksek faiz'le aynı şeyi yapıyoruz ama farkında değiliz. İkiyüzlülük değilse nedir?
GSYH ile karşılaştırmak saçma tabii. Ama public concern kamunun endişesi anlaşılmaz değil. Rakamlar korkutucu görünüyor.
Her cismin görüntüsü var, her görüntünün cismi yokmuş. Akıllı sözler.
Para politikası araçları zarar yaratıyor ama economic stability ekonomik denge için gerekliyse, bu trade-off fedakarlık kabul edilebilir.
Peki bu 'kurumsal zarar' kimin tax money vergisiyle karşılanacak? Sorumluluk nerede?