CHP'den Saray'a ardı ardına 'THY' soruları: 'Yönetimde akrabalık ilişkisi, hısımlık veya siyasi yakınlık bulunan kaç kişi var?'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türk Hava Yolları'nda (THY) üst düzey atamalara dair concern uyandıran iddiaları Meclis'e taşıdı. Yerleşik kamuoyu tartışmalarına paralel olarak, THY yönetim kurulunda pressure yaratan akrabalık ve siyasi yakınlık ilişkileri, yeniden gündeme geldi. Tanrıkulu, bu atamaların liyakat dışı olabileceği ve kamu kaynaklarının verimli kullanımını risk atabileceği görüşünü savundu.
Tanrıkulu, official statement talebiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a soru önergesi verdi. Önergede, THY'nin üst düzey yöneticilerine aylık toplam 21 milyon TL'yi aşan maaş ve huzur hakları ödendiği iddiasına yer verildi. Bu rakamın şirketin financial performance ile kıyaslandığında public trust sarsıcı boyutlara ulaşabileceği belirtildi.
CHP'li vekil, OECD'nin kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda şeffaflık ve accountability eksikliklerinin olup olmadığını sorguladı. Özellikle atama süreçlerinde independent evaluation yapılıp yapılmadığı, etik komisyon raporları olup olmadığı ve çıkar çatışması beyanlarının zorunlu olup olmadığı gibi hususlara odaklandı. Aynı zamanda, audit report sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı da önemli bir soru olarak gündeme getirildi.
Tanrıkulu, bu tür atamaların sadece etik açısından değil, aynı zamanda kurumsal governance ilkeleri açısından da warning niteliği taşıdığını vurguladı. Nepotizm (akraba kayırmacılığı) iddialarına yönelik herhangi bir investigation olup olmadığı sorusuyla, sürecin takip edileceği mesajını verdi. THY gibi stratejik bir kuruluşta şeffaflık ve decision süreçlerinin kamu yararına olması gerektiği vurgusu, tartışmaya yön verdi.
21 milyon TL maaş bütçesi ciddi bir cost maliyet. Bunu THY'nin kâr durumuyla karşılaştırmadan değerlendirme yapmak zor.
OECD standartları var ama uygulamada siyasi pressure baskı her zaman öne çıkıyor. Gerçek transparency şeffaflık neden sağlanamıyor?
Atamalarda liyakat esas alınmazsa, sonuç olarak market piyasa da bunun faturasını öder. THY uluslararası bir brand marka, bu tür iddialar itibarını zedeleyebilir.
Sayıştay raporları ne diyor acaba? Denetim tespitleri varsa, neden sonuçlanmıyor?
Benim question sorum şu: bu kadar üst düzey atama varken, neden açık ve net bir etik komisyon süreci yok?
Kamu iştiraklerinde public trust kamu güveni sarsıldıkça, vatandaşların bu şirketlere bakışı da değişiyor. Bu bir long-term risk uzun vadeli risk.