İsrail'in Planı ve Küresel Risk: İnsan Hakları Uyardı
Orta Doğu’nun alevler içindeki sessizliği, uluslararası risk alarmını duyurmaya yetmiyor. Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Heba Morayef, Londra’da bir değerlendirmede, İsrail’in Filistinli esirleri hedef alan idam tasarısının sadece bir yerel plan değil, küresel bir warning olduğunu söyledi. Bu tür adımların, insan hakları ihlallerine göz yumulmasının başka ülkelerde benzer davranışları encourage risk taşıdığına dikkat çekti. BMGK’nin veto gücüyle donatılmış üyelerinin harekete geçmemesi, on yıllık bir işgalin devam etmesine yol açıyor.
Morayef, ABD’nin İsrail lehine veto kullanımının sistemi felç ettiğini vurgularken, Trump yönetiminin yaklaşımının Orta Doğu’daki sivillere karşı doğrudan bir threat oluşturduğunu ifade etti. Çok taraflı yapıların hem İran hem Lübnan saldırılarını durdurabilecek kapasitede olduğunu, ancak siyasi decision yüzünden bunu yapmadıklarını belirtti. Bu impact , sadece bölgede değil, uluslararası güvenliğin temeline darbe indiriyor. Kamuoyunun dönmesiyle birlikte, soykırım iddialarının mahkemelere taşınması ‘hayal edilemez’ olanı gerçek yaptı.
İsrail’in idam tasarısı, Avrupa ülkelerince yeterince ciddiye alınmadı. Morayef, bu duruma şaşkınlıkla dikkat çekerek, taslakların support bulmaması gerektiğini, Filistinlileri hedef almasının ırkçı bir system olduğunu söyledi. Bu tür yasama girişimleri, sadece bir hukuk değişikliği değil, bir nefret policy olarak okunmalı. Avrupa’nın İsrail’e karşı net bir response vermemesi, ‘yaptığınızın bir bedeli olacak’ mesajını zayıflatıyor.
Morayef, uluslararası mahkemelerde başlatılan süreçlerin henüz uygulanmasa da eldeki en güçlü tool olduğunu belirtti. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama kararları, hesap verilebilirlik için bir başlangıç. Avrupa ülkelerinin liderlik etmesi gerektiğini, çünkü Trump ve Netanyahu’nun sınırları çok öteye taşıdığını ifade etti. Orta Doğu krizi artık sadece bölgesel değil; uluslararası sistemin future threaten atan bir case . İç politikaların dışa yansıması da, Filistin’e yönelik dayanışma kısıtlamalarıyla gözle görülür hâle geldi.
İsrail'in bu tür adımları, sadece bölgede değil, global küresel düzeyde güveni sarsıyor.
Avrupa'nın tepkisi gerçekten yetersiz. Neden bu kadar hesitate tereddüt ediyorlar?
İdam yasası tartışmaları, bir hukuk meselesinden çok ideolojik bir shift kayma gibi görünüyor.
Soykırım gibi ciddi suçlamalar karşısında mahkemelerin harekete geçmesi, en azından bir hope umut ışığı.
ABD'nin vetoları gerçekten sistemi felç etti. Bu artık gizli kalmıyor.
İnsan hakları ihlalleri, her zaman en savunmasız kesimleri vuruyor. Bu döngü nasıl kırılacak?
İsrail'in ABD desteğiyle 'istisnai' konumda olması, uluslararası hukukun çöküşünün bir göstergesi.
Filistin'e yönelik kısıtlamalar, ifade özgürlüğünü doğrudan threat tehdit ediyor.