Futbol sahası mı, yoksa vicdan sahası mı?
Dublin’in Aviva Stadyumu’nda oynanması planlanan football maçı, artık sadece bir spor event değil, bir vicdan meselesi haline geldi. Gazze’deki yıkım ve soykırım iddiaları ortasında, İrlanda milli takımının İsrail ile karşılaşması, sanat dünyasından gelen sert tepkilerle karşılaştı. Müzik sahnesinin önde gelen isimleri, bu maçı bir political ifade olarak görüyor ve ‘Oyunu Durdur’ kampanyasıyla karşılaşma aleyhinde bir direniş movement başlatıyor.
Kneecap, Fontaines D.C. ve Annie Mac gibi sanatçılar, İsrail’le oynamanın doğrudan support anlamına geldiğini savunuyor. Videolarda futbol sahnesi ile Gazze’deki ruins görüntülerinin yan yana getirilmesi, izleyenlere güçlü bir karşıtlık sunuyor. Ortaya konan rakam ise dikkat çekici: son 30 ayda 565 Filistinli futbolcunun öldüğü, bu yüzden maçın ahlaki açıdan meşruiyet taşımadığı ileri sürülüyor. ‘Futbolcu öldürülürken futbol oynamak, o şiddete ortak olmaktır’ mesajı, kampanyanın kalbinde yer alıyor.
Annie Mac, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “game ve maçın etrafındaki her şey politiktir” diyerek spora neutral bakan görüşe sert bir meydan okuma gönderiyor. Eski milli takım teknik direktörü Brian Kerr de, futbol ile siyasetin ayrılmasının nonsense olduğunu vurguluyor. Onlara göre bu, Filistin halkı için bir dayanışma gösterme fırsatı. İrlanda Filistin Dayanışma Kampanyası’nın sözleri ise çok daha net: İsrail’in uyguladığı politikalar bir soykırımsa, onunla compete etik değil.
Karşı tarafta ise İrlanda Futbol Federasyonu (FAI) duruşunu koruyor. UEFA’nın yaptırım tehditleri nedeniyle seçeneklerinin kalmadığını savunan CEO David Courell, kararın İrlanda futbolunun interest doğrultusunda alındığını belirtiyor. Başbakan Micheál Martin de, İsrail hükümeti ile halkının birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ederek oynanması yönünde bir stance alıyor. Ancak kampanyacılar için bu ayrım, soykırıma karşı sessiz kalmayı haklı çıkarmıyor.
Kneecap grubu gibi sesler, eleştirinin antisemitizm olarak labeled karşı çıkıyor. ‘İsrail’i eleştirmek antisemitizm değil,’ diyorlar. Bu çağrı yalnızca sanatçılarla kalmadı; taraftarlar da bu baskıya katılarak, İrlanda’nın uluslararası bir etik stand sergilemesi gerektiğini dile getiriyor. Maç hâlâ oynanacak gibi görünse de, tribünlerdeki boycott çağrısı giderek daha yüksek sesle yankılanıyor.
Spor siyasetten bağımsız olamaz, ama bu kadar polarize edilmemeli.
Gazze’deki durum gerçekten çok kötü, ama maçı iptal etmek çözüm mü?
‘Futbolcu öldürülürken maç oynamak’ cümlesi beni çok etkiledi. Ürkütücü bir image görüntü.
İsrail ile oynamak, o rejimi doğrulamak anlamına gelir mi? Tartışılır.
Antisemitizm konusunu siyasi eleştiriden ayırmak çok önemli ama sık karıştırılıyor.
UEFA’nın yaptırım tehditleri mi, yoksa etik ilkeler mi daha güçlü olacak?
Dublin’de ne olacak, tribünler suskun mu kalacak yoksa protest protesto mu edecek?
Bu maçın etrafında oluşan tartışma, aslında çok daha büyük bir çatışmayı yansıtıyor.